6 Ekim 2008 Pazartesi

Paris Moda Haftasından Analizler

Dice Kayek Paris moda haftası kapsamında düzenlediği defileyle 2009 ilkbahar ve kış , sonbahar-kış koleksiyonunu görücüye sergiledi.Markanın tasarıcımcısı Ece Ege, defilenin esin kaynağını 'Duygusal Fırtınalar' olarak tanımladı.







Sanırım en çok konuşulan şovlardan biride Maison Martin Margiela'nın şovu oldu.Antwerp'li tasarımcı yetiştiği yere özgün şaşırtıcı sanat anlayışını bir kez daha gözler önüne serdi.Mankenlerin yüzünün olmadığı defile de fütüristik moda anlayışının örneklerinden biri oldu.Şahsen bende asıl tasarımcılığın eskiyi tekrarlamaktan ve mankeleri sunmaktan çok bu olduğuna inanıyorum.


Her zaman en çok ilgimi çeken tasarımclardan biri olan Alexandre Mcqueen'in defilesinin teması doğa ve insandı.Keskin siluetlerin ve doğaya gönderme yapan kumaş baskılarnın olduğu defilede mankenlerin yüzüne file geçirilmişti.

Diğer sevdiğim tasarımcılardan biri olan John Galliano'da fark yaratan bir kreasyon hazırlamış.İngiliz 1757 doğumlu karikatürist James Gillray'den etkilenen tasarımcı defilesinde büyük şapkalara, peruklar ve 18. yüzyıla ait makyajlar kullanmış.
















26 Eylül 2008 Cuma

Londra Moda Haftası Analiz

Eylül ayında Londra da gerçekleşen moda haftası bir çok tasarımcıyı göz önüne çıkardı.Bunlardan biride Julien Macdonald.Macdonald uzun bir süredir unuttuğumuz kadının elegantlığını yeniden gözlerimiz önününe serdi.Nicole Kidman, Helen Mirren, Charlize Theron gibi şık ve zarif bayanları tasarımlarını giyerken düşünmekte zorlanmıyoruz.



Son yılların dikkat çeken isimlerinden biri olan Giles Deacon'ın defilesi ise en ilginç defileler arasında yer aldı.Modellerin kafasına Pac-man başlığı giydiren Deacon basında kendinden bu sene çok bahsettirdi.





Ne kadar orada bulunmasam da videolarını izlediğim diğer modacılardan biride Erdem Moralioğlu.İngiliz bir anne ve türk bir babanın oğlu olan erdem, The Erdem markasıyla uzun süredir İngiltere'nin beğenilen tasarımcıları arasında.













Başarı modacılarımızdan biri olan Bora Aksu'nun tasarımları ise yine çok büyük ilgi gördü.Tasarımlarında 1950'lerin tekniğini kullandığını belirten Aksu'nun zarif tasarımlarını bir çok kadının beğeneceği kesin.
















3 Eylül 2008 Çarşamba

2008-2009 Sonbahar ve Kış

2008-2009 sonbahar ve kış koleksiyonları artık görücüye çıktı. Moda haftalarında yapılan defilelerden ve ürünlerin kataloglarından aldığım resimlerle size 2008-2009 sonbahar- kış modası hakkında genel bir analiz yaptım.Böylelikle kış alışverişine çıkmadan önce genel bir fikriniz olacağını düşündüm.Açıkçası çok içime sinen parçalar olduğu kadar hiç de anlam veremediğim ürünlerinde bu kış moda olduğunu düşünürsek, sanırım her tarza ve karaktere uygun ürün bulmakta zorlanmayacağız.





Bohem Görüntü

Kate Moss, Sienna Miller, Vanessa Paradise gibi ünlülerin terchi ettiği ve bu yüzden de son zamanlarda bir çok insanın peşinden gittiği bohem stili sayesinde bu senede gardroplarımızda Annelerimizden , teyzelerimizden kalan ürünler büyük önem taşıycak








Gotik Sim-siyah Görüntü

Her sene olduğu gibi bu senede siyah soğuk havaların en kurtarıcı rengi. Kısa bir mevsim değişikliği ile ara verdiğimiz siyah renklere kışın gelmesiyle beraber geri dönüyoruz fakat tek farkla, bu sene giysiler de siyahla beraber daha çarpıcı gotik ve victorian tarzla şekil aldı. Gördüğünüz gibi dünyanın en tanınmış modacıları bu sene ki defilelerinin büyük çoğunda siyaha yer verdi.








Kürk

Kim derdi 80'lerin türk filimlerinde Banu Alkan'ın Serpil Çakmaklı'nın sırtından düşmeyen o kürkler 2009 kış modasında da yine trend olacağını? Evet, bu sene kürk çok moda ama dikkat etmeniz gereken tek bir şey var her zaman sahte kürk tercih edin ve siz de hayvan katillerinin ekmeğine yağ sürmeyin.







Maskülen Görüntü


Sanırım bir çok yazımda bağıra bağıra bu sene unisex giyimin ve erkeksi görüntünün çok moda olacağını söylemiştim.Doğal olarak yazıma bunu eklemesem tuhaf olcaktı.Bu sene erkeksi kesim ceketler, takımlar hatta kravat, papyon tarzı erkeğe ait herşey parfümleri bile çok moda.Ama bence vücudu orantılı olan bayanların bu tarz takımlar giymesi daha hoş olabilir.Yani sizce üst tarafı fazla kilolu bayanlarda ceket pantolon takımlar biraz penguen gibi durmuyor mu? Tabi ki önemli olan kendine yakıştırmak ben sadece kendi düşüncemi söyledim.




Ekose



Bu annemin en sevdiği desendir.Küçükken bana sürekli ekose etekler alıp dururdu ve bende okul kıyafetine benziyor diye aralıksız söylenirdim.Ekoseyi çok sevmiyor olmama rağmen, neredeyse bu sene tanınmış dünyaca ünlü bir çok modacı ekose kumaşları kullanmış.Sanırım bu sefer anneme süpriz yapıp ben kendime ekose bir etek alabilirim.




Farklı Kesimler

Mimari yapılara benzeyen ve 80'lerde de bir süre trend olmuş uzaylı giysilerini andıran değişik kesim ceketler ve üstler bu sene oldukça yaygın.Tabi giymek için iyi bir cesarete lazım .Çünkü bu tarz giysiler sizi vezir de yapabilir rezil de yani çok şık gözüküceğinizi sanarken bir anda şişman ve uzaylı gibi de görünebilirsiniz.O yüzden kombinasyonlarınızda dikkatli olmanızı öneririm.






Not: Tabi ki 2008-2009 sonbahar-kış modası bu kadarla sınırlı değil. Kalem etekler, ince tül gibi kumaşlar, romantik görünümde elbise ve kıyafetler de bu kışın olmazsa olmazlarından..Sadece ben tüm tanınmış modacılardan aldığım fikirlerle ortak bir analiz yaptım umarım beğenirsiniz.

Peaches & Pixie Geldof






Yeni it girl'lerimiz memeleketimize hayırlı uğurlu olsun. Şu it girl kavramı çıktı çıkalı ünlülerde bir tuhaf oldu.Nerede o eski artistler, sanatçılar.İşi gücü olmayan insanlar annesinin babasının adı, paraları ve sansasyonları ile televizyonları süsler oldu.Bilmeyenler için bir daha açıklayalım açıklayalım nedir bu it girl kavramı? İlk olarak 1927 yapımı Clara Bow'un 'it' isimli sessiz filminden ortaya çıkmış bir kavramdır.Daha sonra ki yıllarda özellikle 1960 ve 1970'de bir çok bu kavrama uyan bayanlarda artış olmuştur.Örneğin Andy Warhol'un yetiştirdiklerinden Edie Sedgwick, Velvet Underground'dan Nico gibi... tabi dönemimize artık bu it girl kavramı da eskisi gibi değil.Yani it girl denince çekici ve medyanın ilgisini çeken genç bayanlardan çok akıllara, boş ve gereksiz işi gücü olmayan sadece sandasyonları ile medyayı meşgul eden bayanlar geliyor.Peki günümüzde kim bu bayanlar? Paris Hilton, Lindsay Lohan, Nicole Richie gibi sayabileceğimiz sayısız bir çok ünlü...Gelelim şu yeni it girllerimizden Peaches ve Pixie Geldof'a...şarkıcı Bob Geldof ve eroinden ölen ingiliz televizyon sunucusu Paula Yates'in kızları olan bu iki kardeş son zamanlarda ingiliz medyasının büyük ilgi odağı.Son olarak bu iki kardeşin Peaches'ın Teenage Mind isimli bir tv belgeseline konu olması , Irak Savaşını desteklemesi ve uyuşturucu satın alırken kameralara yakalanmasıyla da uzun süre medyanın ilgisinden de eksik olmayacağa benziyor.Ne kadar gereksiz olsalar da bu iki kardeşin gerçekten başarılı olduğu tek bir şey var oda moda...Şu sıralar New York'da yaşayan bu iki kardeş gerek giyimleri ve gerek de tarzlarıyla kendilerinden yaşça baya büyük olan Paris Hilton'dan vakit kalırsa Amerikan basınının da gözdesi olma yolunda.

31 Ağustos 2008 Pazar

Breakfast on Pluto



Hep kendimi iyi film takipçilerinden biri olarak görmüşümdür; ama nasıl oldu da bu kadar ses getirmiş hemde baya iyi olduğunu düşündüğüm bu filmden hiç haberdar olmadım bilmiyorum.Komik olan ta ki Goldmax de denk gelinceye kadar adını bile duymamıştım. Şahsen şu anda çok utanç verici olduğunu düşünüyorum..Neil Jordan'ın yönetmenliğini yaptığı ve bence dünyanın en güzel yüzlerinden birine sahip olduğunu düşündüğüm Cillian Murphy'nin baş rolde inanılmaz bir oyunculuk sergilediği bu film gerek politikaya gerek de cinsel istismar ve ayrımcılığa çeşitli göndermelerde bulunuyor.Eğer sizde benim gibi izlemediyseniz en kısa zamanda izlemenizi öneririm...

Glaceau



Geçen sene, daha ülkemizde satışa çıkmayan vitaminli içecek üreten Glaceau şirketini coca-colanın satın alacağı dilden dile dolanmaya başlamıştı.Şimdi iki şirketin arası ne durumda biliyorum ama kısa sürede artık bizim ülkemizde de satışa çıkmasını umuyorum. Normal sulardan farklı olan vitaminli sular gerek ilginç vitamin özellikleri ve göz alıcı şişeleriyle ülkemizde de çok ilgi çekeceğe benziyor.Örneğin benim gibi C vitamine bolca ihtiyacı olan insanlar için pembe şişede C vitaminli, sarı şişede enerji sağlayıcı, açık yeşil şişelerde yeşil çaylı gibi bir çok vitaminli su bulunmakta.

www.glaceau.com

30 Ağustos 2008 Cumartesi

The Hills



Sanırım burda bir itiraf da bulunmam gerekiyor...evet 26 yaşındayım ve evet ben the hills ve lauren conrad hayranıyım:) Çoğu zaman benim yaşımda ki birinin böle şeyler izlememesi gerektiğini düşünsem de beni bu reality showa çeken kızların giyimleri ve tarzları.Mtv'nin sayfasından düzenli olarak her yeni bölümü izliyorum.İzlemiyorsanız en azından bir göz atın belki sizde sevebilirsiniz...
http://www.mtv.com/ontv/dyn/the_hills/series.jhtml

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Comme des Garçons




Comme des Garçons , Rei Kawakubo tarafından kurulmuş bir markadır.Ama tabi ki onu bilindik markalardan ayıran bir çok özelliği var. Comme des Garçons'un düzinelerce mağzası olduğu gibi ürünlerini satan dünya üzerinde de bir çok mağza bulunmaktadır.Tokyo'nun en popüler caddelerinden biri olan Aoyama'da ve Paris'in Place Vendome'sın da mağzaları bulunmaktadır. Bir gün yolunuz düşerse uğramanızı öneririm:)
Marka 1969 yılında Rei Kawakubo tarafından yaratılmış ve 1973'de bir marka olarak rafları süslemeye başlamıştır. Ama asıl patlaması 1981'de Paris'te ki bir defile ile olmuştur.Comme des Garçons, Yohji Yamamoto ve Issey Miyake gibi isimlerle beraber kıyafetlerin renkli ve eğlenceli olabileceğini uluslara göstermiştir. Fakat son yıllarda yaratmaktan sıkılan Kawakubo yerini Junya Watanabe ve Tao Kurihara'ya bırakmıştır.Watanabe ve Kurihara Comme des Garçons adı altında kendi sub-labellarını yaratmışlardır.Ayrıca Kawakubo
'guerilla shop' kavramını yaratmasıyla da büyük övgüler alan bir isimdir.Kimselerin düşünmediği yerlere kısa süreliğine mağzalar açıp ilgiyi o bölgelere çekmiştir.Comme des Garçons, ayrıca bir çok önemli markalarlada iş birliği yapmaktadır bunların içinde Fred Perry, Levis, Louis Vuitton, Nike, Lacoste, Chrome Hearts gibi sayısız önemli marka bulunmaktadır. Ayrıca markanın aynı kendi özelliklerini taşıyan parfümleri bulunmaktadır. Son olarak bloğa Comme des Garçons'un 2008 yaz ve bahar koleksiyonlarından bir kaçının resmini koyuyorum göz atarsanız sevinirim

26 Ağustos 2008 Salı

Lou Doillon







Daha öncede bahsettiğim gibi bu senenin en dikkat çeken akımlarından biri ise unisex giyim. Bu konuda başarılı olduğunu düşündüğüm diğer isimlerden biri ise Lou Doillon. Lou Doillon unisex parçalarla beraber kadınsı vintage kıyafetleri de çok iyi kombine edebilen bir isim.Fransa'nın bence en büyük moda ikonlarından biri olduğunu düşündüğüm Jane Birkin ve yönetmen Jacques Doillon'ın kızları olan Lou, annesi gibi bir çok filmde rol almış. İlk filmi 1987 yapımı annesiyle anne-kızı oynadığı Kung-fu Master.Buna ek olarak Miu Miu, Gap, Givenchy gibi bir çok markanın da yüzü olmuş Ayrıca kendisinin 2007 Pirelli takvimi ve Fransız playboy dergisi için soyunduğunu belirtmeden edemeyeceğim... Son dönemlerde ise Lou, moda yeteneğini Lee Cooper için tasarımcılık yaparak göstermekte.Her neyse moda ile ilgilenen bayanların kendisini takip etmesini şiddetle öneriyorum :)

Samantha Ronson



Muhtemelen bir çoğunuz adını Lindsay Lohan'la olan ilişkisinden duymuşsunuzdur ama kimdir bu Samantha Ronson? Sadece Lindsay Lohan 'ın lezbiyen sevgilisi mi ?.. 31 yaşında ingiliz söz yazarı ve dj olan Samantha'nın ayrıca erkek kardeşlerinden biri yapımcı Mark Ronson , ikizi Charlotte Ranson ise iyi bir fashion designer. Müziğe atılmasına en büyük destek olanlardan biri ise üvey babası...her neyse kendinisini bu kadar tanıttıktan sonra asıl beni bu blogu yazmaya iten nedir. Lindsay Lohan gibi adı bir sürü skandallara karışmış, biraz da kıro ünlüler arasında yer aldığını düşündüğüm birini....bir insan nasıl olur da tarz olarak bu kadar değiştirdi? Giyimi ile Samantha Ronson 'ın etkisinde kaldığı kesin...Bu senenin en büyük akımlarından biri de biliyorsunuz ki unisex giyim. Samantha'nın rahat giyiminin sırf kadınlara olduğu kadar erkekleri de etkilemesi gerektiğini düşünüyorum. Sneakers'lara inanılmaz bir saplantısı olan Samantha, aynı zamanda vintage t-shirtleri çok seviyor, myspace de ki videolarından birinde sevmediğim grubun asla t-shirtünü giymem diye de belirtiyor, giyiminde en çok dikkat çekenlerden biri ise her ne olursa olsun şapkalardan vazgeçmemesi ve çeşit çeşit wayfarer takması....ee şarkıları seside fena değil....Bu kıza bir göz atmanızı öneriyorum.
http://www.myspace.com/samantharonson www.samantharonson.com